Pages

17 Ekim 2011 Pazartesi

Midnight in Paris



Bu filmi beğendim hem de çok beğendim. Zaten uzun zamandır izlemek istiyordum, kısmet dünkü yağmurlu pazar gününeymiş :)

Filmin başrollerini Owen Wilson (ki kendisini çok severim) ve Rachel McAdams paylaşmışlar.
Filmin IMDB puanı ise 8.0...

Bir kere şunu söyleyebilirim ki Owen Wilson bu karakter için biçilmiş kaftan yani bu kadar romantik bu kadar duygulu birini sanki bir tek o canlandırabilirmiş gibi geldi bana, bence tam oturdu filmde yaratılmak istenen karaktere :)

Genel olarak filme baktığımızda, filmin fonunda zaten isminden de anlaşılabileceği gibi Paris var. Parise aşık biri olarak bir kere film benden zaten artı bir puanı aldı. Gerçekten de Paris ne kadar güzel ne kadar romantik ne kadar tarih dolu bir şehirmiş, bir kez daha görmüş oldum.

Evet film Pariste geçiyor, evlenmek üzere olan çiftimiz, kızın ailesi ile birlikte Paris'te kısa bir tatil yapıyorlar. Ve herşey bu tatilde olup bitiyor. Çiftin hayattan beklentileri, beklentilerinin farklılıkları ve bu farklılıkların onları nerelere sürüklediği ile ilgili güzel bir film...

Filmi bu kadar çok beğenmemin bir nedeni de şu ki filmde kendimden birçok şey buldum.
O genelde bende olan tatminsizlik yani yaşadığım hayatı sürekli sorgulama, sürekli hayattan daha fazla şey bekleme halimin yakın bir benzerini gördüm filmde.
Ve filmin bir yerinde geçen "hayatın kendisi zaten tatminsiz" sözü bana çok şey anlattı.
Gerçekten de öyle değil mi? Hayatın kendisi zaten tatminsiz.
Yani en çok istediğimiz şeyi elde ettiğimizde, sürekli bizde olmayan bir başka şeyi istemeye devam edeceğiz. Bu her insan için böyledir fakat bazen beklentiler, ihtiyaçlar ve karakter farklılıklarından dolayı kimimiz bunu maksimum dozda yaşar, kimimiz de minimum seviyede yaşar...
Filmi izlerken hep bunu düşündüm, aslında bunun bir sonu yok, hep bir başka şeyi istemeye devam edeceğiz...Sonra da düşündüm evet istekler önemli ama daha da önemlisi isteklerimizi ve ihtiyaçlarımızı iyi tahlil edip, önceliklerimizi belirleyip ona göre yaşamak...
Gerçekten ne istiyoruz ayırımını iyi yapabilmek...Bu anlamda film gerçekten başarılı...


Bir de şu sahne var tabii ki;

 

Bu sahne belki de filmde en beğendiğim sahne :)
Yani filmi ben yazsaydım, ben de aynen böyle yazardım :)

Ve filmde şu diyalogu duyduğumda;
-yağmurda yürümeyi kim sever ki?
-ben severim

ben de içimden usul usul ekledim;
-bir de ben

:))

HERKESE MUTLU HAFTALAR ;)





5 yorum:

Robin Goodfellow dedi ki...

bu film epeydir aklımda ama karar verememiştim izlesem mi diye. en iyisi izleyeyim :)

zeynep dedi ki...

Sen güzel yazmışsınya devamını okumadım heyecanı kaçmasın diye:) benimde aklımda artık

Chilek dedi ki...

Bu gece planda vardı,plan bozuldu. Yarın akşama belki:)

pempe gönlüm sende dedi ki...

çok merak ettimm:)

Selin Ergeçer dedi ki...

Robin Goodfellow,izle izle :)

Zeynepcim iyi ki okumadın,izle bakalım :)

Chilekcim,yoksa bu gece "midnight in paris" gecesi mi? :))

pempe gönlüm sende,izle izle çok güzel bir film ;)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...