Pages

18 Ağustos 2011 Perşembe

Kaybedenler Kulübü



Yaz aşkamları eğer evdeyseniz, evde yapacak çok da birşey yok,televizyonda güzel programlar da yok.
Bu yüzden biz sevgili ile ya dizi izliyoruz ya da kaçırdığımız filmlerin DVD'lerini izliyoruz.
Dün gece de yine yemek sonrası ne yapsak diye düşünürken "Kaybedenler Kulübü" iyi bir alternatif olabilir diye düşündük, ee ne de olsa IMDB'den 7.7 almış.

Filmde Nejat İşler, Yiğit Özşener ve Ahu Türkpençe başrolleri paylaşmışlar.
Filmin konusu şöyle; Kaan ve Mete, bir radyoda "Kaybedenler Kulübü" isimli bir program yapmaktadırlar. İlk başlarda çok az dinleyicisi olan bu program, giderek insanların ilgisini çekiyor ve bir anda çok popüler bir yayın haline geliyor. Filmde, tüm bunların fonu olarak yalnızlık, popüler kültür karşıtlığı, tek gecelik ilişkiler kullanılmış.

Film, kötü değil ama "izlerken ne gibi bir his uyandırdı sende?" diye soracak olursanız, cevabım sıkıntı olur.
Neden sıkıldığımı sorguladım sonra. Belli ki fark etmek istemediğim noktalar uyanmaya başladı film ile...
O yüzden rahatsız oldum. Sanırım biraz az farkındalıkla yaşamak daha kolay benim için - Kİ artık bu saatten sonra bu da mümkün değil-

Filmde dikkatimi çeken bir başka nokta da şu; Kaan ve Zeynep tanışıyorlar...O sıralarda Zeynep, Kaan'ın yaptığı işleri çok eğlenceli buluyor hatta kendi işini sıkıcı buluyordu. Fakat sonra ilişki yaşamaya başladıklarında yani aynı gemiye bindiklerinde, Kaan'ın yaptığı işler, para kazanamaması Zeynep'i rahatsız etti. Neden? Çünkü Kaan'ın para kazanamamasının ucu artık O'na da dokunuyordu...
İşte ilişkilerin özeti bu... Uzaktan, sana dokunmadığında "aman da ne güzel bir özellik" diye adlandırdığımız karşı cins özellikleri, ucu size dokunduğu anda, size böyle güzel gelmemeye başlayacaktır. Benden söylemesi! Haa, yine de "ben bunu alır, içimde evirir çevirir, bir sentez yaratırım, bununla da yaşarım" diyorsanız, diyecek hiçbir şeyim yok, bu da bir seçim...Nitekim ben öyle yaptım mesela :))

HERKESE GÜZEL BİR GÜN DİLİYORUM  


8 yorum:

yerdenuzak dedi ki...

Filme iyi bir boyuttan bakmışsın, bende Zeynep gibiyim, zamanında aşık olduğum şeyleri şimdi değiştirmeye çalışıyorum.

Chilek dedi ki...

Ah biz kadınlar demek istiyorum sadece:):) Filmde beni en çok rahatsız eden Ahu Türkpençe' nin oyunculuğuydu hatta bloga da bunu yazdığımı hatırladım. Müziklerini çok sevmiştim:)

Elifinelizi dedi ki...

Ahu türkpençeye olan antipatim yüzünden uzun süre izlemek için ertelediğim bir filmdi.
Ne güzel anlatmışsın ilişki boyutunu tamamiyle katılıyorum sana.
İnsanlar böyle işte , kadın veya erkek ucu kendine dokundumu , değişkenlik arz eden kişilikleri ortaya çıkıveriyor hemen :)

Sazan dedi ki...

Ben en çok aşık olduğun özelliği sonra değiştirmeye çalışma noktasına takılmıştım...

Sevgiler kuzu, öperim...

cemre dedi ki...

aynı şekilde yaz geceleri tv de seyredecek bişi olmadığından geçen ay seyrettik Kaybedenler Klübünü.müzikler gerçekten güzel, konu aslında önemli noktalara değiniyor sıkıcı şekilde de olsa..insanoğlu elde edene kadar kusurları görmezden geliyor ne zaman ki iş ciddiye biniyor karşındakinin albenisi uçup gidiyor hatta eskiden hoş gelen özelliklere gıcık oluyorsun..

Selin Ergeçer dedi ki...

Yerdenuzak,sanırım hepimizin yaptığı ortak bir hata bu...

Chiekcim,müzikleri enfesti :)

Elifinelizi,kesinlikle,işin ucu bize dokunmuyorsa ne ala,ama ya bir de dokunuyorsa...;))

Selin Ergeçer dedi ki...

Sazancım,çoğumuz yapıyoruz işte bunu,filmde ne güzel özetlemişler durumu ;)

Cemre,aynen öyle,sanırım tam kavuşma yaşanmadığında herşey daha büyüleyici ve etkileyici :)

Meyra dedi ki...

ahh Selincim ilk 15 dk dan sonra sıkılarak izlemekten vazgeçtiğim film:)herkesin dilinde şöyle sakin bir kafayla tekrar izlemeye çalışmam lazım sanırım..

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...